CAMİLERİMİZ ÜZERİNE

CAMİLERİMİZ ÜZERİNE

18 Kasım 2013, 23:53
CAMİLERİMİZ ÜZERİNE
Yeryüzünde, Allah adına inşa edilen ilk mabed Kabe’dir. Hz. Muhammed (as) peygamber olarak gönderilmeden beş yıl önce ciddi bir onarıma tabi tutulur. Nübüvvetten sonra ilk şubesi Ammar b. Yasir (ra) tarafından açılır. Sonrasında Hz. Ebubekir ve Erkam b. Ebi’l Erkam (ra) mescitlerini görürüz. Hicret öncesinde Yesrib’de ise Esad b. Zürare (ra)’nın mesciti vardır.

Hicretten önce ismi geçen mescitler olmasına rağmen yeryüzünde Kabe’nin şubelerini artırma gayretini bir hicret hatırası olarak değerlendirebiliriz. Zira; "İlk günden temeli takva üzerine kurulan mescid..." ayeti ile tarif edilen Kuba Mescidi, en önemli hicret yadigarıdır. Yesrib’e ulaşıldığında ise Mescid-i Nebevi’nin temelleri atılır. Medeniyetin merkezine yerleştirilen mescit ile Yesrib, Medine olur.

Mescit ve camiler hayatın ta kendisidir. Bir beden için kalp ne ise bir şehir için de mescit odur. Yeni kurulacak bir İslam şehrinde ilk olarak mescit yerinin belirlenmesi, fethedilen yerlerde en büyük mabedin mescite çevrilmesi bundandır. Asırlarca devam eden bu hayır yarışı, günümüzde de devam etmektedir. Fakat son dönemlerde yapılan veya yeni yapılacak olan camilerde birçok sebebe bağlı sorunların varlığı da bir gerçek.

Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Mehmet Görmez; Karapürçek - Mimar Sinan Camii'nde düzenlenen açılış törende bu sorunları şöyle özetliyor:

"Biz, Cumhuriyet tarihimiz boyunca çok hızlı şehirleşen bir toplum olduk. Büyük şehirler kurduk, şehirlerimiz artık metropoller, megapollere dönüştü. Metropolleri, megapolleri planlarken biz camilerimizi, mabetlerimizi birlikte planlamayı unuttuk. Onun için gecekondularla birlikte cami kondular oluştu. Her ilde, büyük şehirde sadece bu işi hayırsever birkaç vatandaşımızın omuzuna yıktık. Onlar para toplarlardı daha sonra sıkışmış bir mekanda kadınları, çocukları, gençleri, engellileri düşünmeden, belki mimarı da olmadan, hiçbir imar planında da yeri olmadan daracık yerler yaptık. Oraları ibadethanemize dönüştürdük, oralarda ibadet ettik, namaz kıldık oralar bizim mabetlerimiz oldu."

Hicret ahlakından ne denli uzaklaştığımızın resmini çiziyor hocam. Camilerin olmadığı şehirler, geçmişin taklitlerinden oluşan görsellik üzerine işlevsellikten uzak, plansız ve mimarsız camiler. Yapıldıkları anın imkanlarını/imkansızlıklarını, şartlarını bilmenin gerekliliğine inanırım. Çünkü, Sultan Süleymanlar yanında "sanki yedim" orucuyla cami yaptıranlar da olduğundan her mabedin ayrı bir hikayesi vardır bu memlekette. Problem, imkanların varlığına rağmen yerleşim planlarında camilere yer verilmemesi veya günün ihtiyaçlarına cevap vermeyen camiler yapılmasıdır.

Sayın Başkanın Niğde Üniversitesi yerleşkesinde hayırseverler tarafından yaptırılan caminin açılışında söyledikleri de yukarıdaki ifadelerini tamamlar nitelikte:

"Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bütün illerimizde üniversitelerin artmasından büyük bir mutluluk duyuyoruz. Ama üniversitelerimizin kampüsünde, mutlaka mabet olmalı. Hiçbir üniversite asla mabetsiz olmamalı. Öğrencilerimizin böyle zemin katlarda, izbe mekanlarda ibadet etmeye mahkum olmaları, bu milletin kültürüne, tarihine, medeniyetine asla yakışmaz."

Bu milletin kültürüne, tarihine, medeniyetine yakışan camiler yapmak için bu bu milletin kültür ve tarihinin, kurulan medeniyetin temellerinin iyi bilinmesi gerekiyor. Bu milletin vazgeçilmezleri nelerdir? öğrenilmesi gerekiyor.

Uygunsuz mekanların mescit olarak ayrılması sadece üniversitelere has bir durum değil. Birkaç istisna hariç bütün dinlenme tesisleri, alışveriş merkezleri, hastane vb. mekanlarda mescit olarak ayrılan bölümler; "zemin katlarda, izbe mekanlarda"

Medeniyetimizden değerlerimizden uzaklaşmanın bir göstergesi olsa gerek. Bir nevi testi içindekinin dışa yansıması da diyebiliriz. Mescitlere ayırdığımız yer, genelde yüreğimizdeki yerini gösteriyor. İstisnaları olduğu söyledik. hatta hızlı bir şekilde olması gereken yere doğru sevindirici bir gidiş var.

Mabedlerimizle ilgili sorunları en aza indirebilmek için anlık değil asırlık planlar yapmalıyız. Yeryüzünde Kabe’nin şubelerini artırma gayretini hicret ahlakıyla devam ettirmeliyiz. Hiçbir fedakarlıktan kaçmadan, ihsan şuuruyla, eldeki imkanları en verimli şekilde kullanmalı ve sonucu Allah’a havale etmeliyiz.

Sayın Başkanımız camiler konusunda gösterdiği hassasiyeti, başkanlık adına eksikliği hissedilen bir müze için de göstermeli. Dünden bugüne cami mimarisinin güzel bir şekilde sergilenmesi yarının camilerini de ilgilendirmektedir. Diğer taraftan camilerimizdeki nadide eserler ya uygunsuz şartlarda korunmaya alınılıyor ya da hırsızlık sonrası eyvah dedirtiyor. Bu da ayrı bir sorumluluk.

Çok genç kalındı... çünkü; Ankara-Çubuk-Kuruçay Köyü’nde bile bir müze artık…





Sitene Haber Ekle Sitene Haber Ekle

Yorka İnşaat

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Darbe girişimi sonrası Siyasilerin, Medyanın ve STK'ların darbeye karşı ortak tavrı Türkiye siyasetinde yeni bir siyasi oluşum ve yakınlaşmalara sebep olur mu?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Karikatür
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv