İSTİKRAR VE EKONOMİK SÜREÇ

İSTİKRAR VE EKONOMİK SÜREÇ

03 Haziran 2015, 09:57
İSTİKRAR VE EKONOMİK SÜREÇ
Değerli okuyucular,
Halkın gözünde mevcut ekonomiye itibar kazandıran sihirli kelimedir: "İSTİKRAR"
Aslında, istikrarın anlamı dengeli aynı kararlıkta olayların devamlı sürüp gitmesidir. Gerçekte hayatın her kesiminde çok büyük iniş çıkışların olması iyi değildir. Fakat istikrar kelimesi ise ülkemizde ekonominin hızlıca iyileştiği algısı oluşturacak şekilde halka ambajlanarak sunulmaktadır. Rakamlarla TV ekranlarında illüzyon yapılarak istenen algı oluşturulmaktadır.

"IMF’ye 21 milyar$ borcunu ödedik istirarlı ekonomimiz devam ediyor." söylemleri bu algıyı pekiştirmektedir.
IMF’ye borcu silmek muhteşem bir ekonomik başarı, bunu kabul etmeyenin niyetinden şüphe ederim.
Diyeceksiniz ki: Neyi beğenmiyorsun?
İstikrar kelimesine farklı anlam yükleyerek ekonomiyi çok iyi şekilde gösterme algısına karşıyım. Herkesin kabul ettiği gibi IMF’ye borcu ödemek çok güzel bir aşama fakat bunu yaparken diğer taraftan bunun çok çok üzerinde 612 kattrilyonu bulan başka borçlar oluşturulmamalıydı. IMF’ye borcu kapatırken diğer tarafta başka borçlar oluşturulduğunda bu durum algı çalışması şüphesi doğurmaktadır.

Yine istikrar algı çalışmasında kişi başı gayri safi yurtiçi hasıla söylemlerinde de görmekteydik. Yakın zamana kadar kişi başına düşen GSYH’de 10.000$ üzerine çıktık. Ekonomideki istikrarımız devam ediyor söylemleri ne zaman dolar kuru 2 ila 2,5 TL olup, kişi başı GSYH 10000$ altına düşünce bu söylemler bıcak gibi kesildi. Ayrıca hep kişi başına düşen gayri safi milli hasıladan söz ediliyor da niye kişi başına düşen milli borç yükünden söz edilmiyor, hiç düşündünüz mü ? Kişi başına düşen borç yükü 6000$ yaklaşmıştır.

Doğru bir şey yapıyorsanız kim hangi tarafından bakarsa baksın herkes aynı şeyi görür ve hisseder. Halka istediğiniz rakamı kullanarak ekonominin bir açısını gösterip fakat gösterdiğiniz gerçek olguyu sadece küçük birkesim yani ülkenin kaymağını yiyen zengin kesim hissediyorsa, bir gün rüzgar resmin arka kısmını çevirdiğinde bir anda da gösterdiğiniz resmi gizlemeye çalışırsınız.

Örneğin asgari ücretliye %100 zam yapıldığını düşünün (keşke gerçek olsa) milletvekillerine de ise %13 zam yapıldığını sadece bu rakamları kullanarak asgari ücretliye ÇOK, milletvekillerine ise AZ zam yapıldığı algısı oluşturulabilinir. Aslında gerçekte asgariye ücretliye yaklaşık net 949TL, milletvekillerine ise 3150TL zam yapılmış olmaktadır. İkisede doğru fakat geçim rahatlığı adına ikiside birbirinden çok farklı...

Her zaman 2x2=4 gibi görünse de hayatımıza etkileri çok farklı olabilmektedir.

Yine rakamlar kullanılarak istikrarlı bir şekilde Türkiye’nin zenginleştiği söylenmektedir. Kısa bir bakalım. Gayri safi yurtiçi hasıla 1 trilyon dolara koşuyor. Bunun anlamı Türkiye zenginleşiyor. Rakamları istediğiniz gibi kullanarak bunu yapabilirsiniz, yani resmin görünmesini istenen açısı gösteriliyor.
Peki Türkiye zenginleşirken herkes eşit oranda zenginleşiyor mu?
2000 yılında bankalarda 250.000TL veya bunun üstünde parası olanların GSYH’ye oranı %17 iken bugün 250.000TL üstü parası olan kişiler GSYH’den %79 pay almaktadırlar. Bu zengin kişilerin yani 1milyonTL üzerinde parası olanların nüfusa oranı ise 0,0048 (binde48).

Fakat son yıllarda bankalarda 2 binTL altında parası bulunan nüfusun %65’e yakını GSYH’nın yalnızca %16’sını oluşturmaktadır. 2000 yılında bu oran (GSYH’den alınan pay) ise %58 civarındaydı. Şöyle özetlersek, 2000 yılından bugünümüze doğru zengin daha zengin fakir daha fakir oldu. Bir zamanlar orta direk eziliyor söylemleri artık kalmadı çünkü artık orta direk diye tabir edilen bir kesim kalmadı.

Gayri safi yurtiçi hasılayı artıran bir çok faktör vardır. Alınan borçlar, sıcak para vb. gibi etmenler bunların başında yeralır...

Gayri safi yurtiçi hasıla artmış Türkiye zengin oluyor evet doğru ben bu söylemi şuna benzetiyorum. Örneğin evinizde 1 lirası olan dört kişi ile 10 lirası olan bir kişi olduğunu düşünün, bu evin hasılası 14TLdir. Eve 10Tlsi olan bir kişi daha katıldığında evin hasılası bir anda 24TL olur fakat halen o dört kişinin cebinde 1 TL vardır ve oluşan yeni hasılaya göre cebindeki paranın oranı düşer... Fakat matematiksel olarak ise örneğimizdeki kişi başına düşen gayri safi milli hasıla ise 4 TL olur ama gerçekte o dört kişinin cebinde ise halen 1 TL bulunmaktadır.

Ülkemizde bir istikrar var, evet doğru ülkenin üretim dinamosu olan, asgari ücretli çalışan halk, istikrarlı şekilde fakirleşiyor... Yoksulluk sınırının 4000TL, açlık sınırı sınırının 1350TL civarında olduğu ülkemizde asgari üsretin 949TL (net) olan bir süreçte, herhalde bu halk için zenginleşiyor diye söylenemez... 2000 yılında 1,5milyon olan işsiz sayısının bugün resmi raporlara göre 3,5 milyona yaklaşmıştır. Resmi olmayan raporlara göre işsiz sayısı 6,5 milyonu geçmiştir. İşte bu sözü ettiğim yukarıdaki işsizlik ve asgari ücret rakamlarıda Türkiye ekonomisi ve istikrar resminin diğer bakış açıları…

Önemli olan çektiğiniz resmi üç boyutlu olarak aynı anda ortaya koyabilme becerisidir… Resme bakma becerisi de her açıyı aynı anda görebilmektir...

2000 yılında kişilerin bankalara tüketici kredi (konut, taşıt, kredi kartı, ihtiyaç vb.) ortalama toplam borcu yaklaşık 90 TL iken bugün kişi başına düşen toplam tüketici kredi (konut, taşıt, kredi kartı, ihtiyaç vb.) borçları 15000TL’yi geçmiştir. İstikrarlı şekilde borçlandırılıyoruz. Ekonomi resminin diğer boyutuna üstün körü bakmakla yetinmeyip çok daha dikkatlice incelememiz gerekmektedir.

İstikrarın sürmesini garantileyen, istikrarlı borçlanma tüketici ekonomisi olsa gerek…

Son yıllarda ülkemizde izlenen ekonomik süreç ister istemez, bilerek yada bilmeyerek, hep iş adamları ve zengin insanların çıkarlarına hizmet eder hale dönüşmüştür. Buna örnek taşeron sistemi çalışana hizmet ediyor, çalışanın yararınadır kim diyebilir ? Kimlerin yararına olduğu aşikar değil mi ?

İş adamlarına ve zengin kişilerin sınırsızca faydalandığı bu ekonomik süreç, eskiden varlığı hissedilen üretim ekonomisinden, tüketim ve rant ekonomisine doğru bir ivmelenmeyi gerçekleştirmiştir. Devletimiz henüz bunu durdurma iradesini ortaya koyamamıştır. Zengini gözeten ekonomik süreç daha da devam edeceğe benzemektedir. Kamu yararı gözetmesi gereken bir çok stratejik fabrika ve kamu teşekkülü "Devlet fabrika yapmaz" mantığı çerçevesinde hızlıca yapılan özelleştirme çalışmalarından zengini gözeten bu sürecin devam edeceği anlaşılmaktadır.

Elektrik dağıtım şirketleri satışı sonrasında fark edilir oranda gelen zamlı elektrik faturalarından şikayet eden vatandaşlarımızın şunu bilmesi gerekir ki; istikrar adına işadamlarına kamu teşekküllerin satışı devam edecektir…

Şikayet yok…
Bu ekonomik süreçte yapılan her şey istikrar adına…

Kaynak:
1(Maliye Bakanlığı,Hazine Müsteşarlığı,TÜİK,TCMB,BDDK)


Yazar: Zekeriya Yılmaz / habertuar.com




Sitene Haber Ekle Sitene Haber Ekle

Yorka İnşaat

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Darbe girişimi sonrası Siyasilerin, Medyanın ve STK'ların darbeye karşı ortak tavrı Türkiye siyasetinde yeni bir siyasi oluşum ve yakınlaşmalara sebep olur mu?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Karikatür
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv