Kürtlerin asimile edilme düşüncesi

Kürtlerin asimile edilme düşüncesi

22 Şubat 2013, 23:23
Kürtlerin asimile edilme düşüncesi
Ali Haydar Haksal
 Bu konuya girme niyetim dolaylı olacaktı. Hasan Cemal Milliyet gazetesindeki köşesinde Cumhuriyet ideolojisinin önde gelenlerinin Kürtleri asimile düşüncesini kanıtlarıyla ortaya koyunca, bu konu üzerinde yeniden durmamız gerekti.

İslâm uygarlığı, bütün dönemlerinde himayesi altında bulunan kavimleri asimile etme düşüncesine hiçbir zaman kapılmadı ve bunu uygulamadı. En uzun ömürlü devletler olan Endülüs İslam Devleti ile Osmanlı Devleti’ni örnek gösterebiliriz. Elbette bunların önceleri de vardır. İslam milleti içinde kavimden çok düşünceye, inanca bağlı olan ve İslâm’ın temel özlerinden sapmayan yöneticilerin hiçbir zaman kavmî bir bakış içinde olmadıklarını biliriz. Endülüs’te, Müslümanların himayesinde, Hıristiyanlar ve Yahudiler kendi kültürlerini özgür bir biçimde yaşamışlardır. Ne zaman ki Müslümanlar İspanya’dan çıkarıldılar, işte o zaman İspanyollar engizisyonu kullanarak yönetimindekileri asimile etme yoluna gittiler. Müslümanlar orada “morisko” diye tanımlanarak köpeklerle eş değerde tutuldular. Hatta köpekleri daha değerli saydılar. Cervantes’in eserlerinde bu çok açık olarak anlatılıyor. Müslümanların 700 yıllık yönetimi döneminde eğer asimilasyona dönük bir çaba olsaydı, o topraklarda bir tek Hıristiyan ve Yahudi barınamazdı. Osmanlı yönetimi zamanında da bu böyledir. İstanbul örneğini ele alırsak bazı semtlerde belli kavimlere ve dinlere mensup insanların yoğunlaştıklarını görürüz. Yeldeğirmeni’nde, Balat’ta Rumlar, Bağlarbaşı’nda, Kurtuluş’ta Ermeniler, belli bazı yerlerde Yahudiler. Bu Osmanlı topraklarında genel bir görünüm ve tutumdur. Hiçbir zaman, bırakın Müslüman Kürtleri veya diğer Müslüman kavimleri, gayri Müslimleri nasıl gözettiğinin bir göstergesi.

Bunun temelleri nereden geliyor denilecekse, bu, Peygamber Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonra orada bulunanlarla yaptığı beş maddelik anlaşmaya dayanıyor. İnsanların, mallarına, canlarına, dinlerine, dillerine ve akıllarına müdahale edilmeyecek diye. Daha önce de vurguladık. Hz. Ömer (R.A.) ölüm anına kadar yanında bulanan Hıristiyan kölesini Müslüman olmaya zorlamadı. Sadece Müslüman olmasını istedi, diledi, ama kölesi bunu kabul etmedi. Kabul etmedi diye de ona hiçbir baskı uygulamadı, ölümüne yakın zaman serbest bıraktı. Bu, bütün Müslümanlar için örnek oldu.

Cumhuriyet dönemine geçildikten sonra Osmanlıların yönetiminde bulunanları neden Türkleştirmediklerine dair töhmet altında tuttular. Cumhuriyetçilerin Osmanlılara getirdiği temel eleştirilerin başında bu geliyor. Bunu özellikle Araplar ve Balkanlar’da yaşayanlar için dile getirdiler.

Cumhuriyet’i Türk kavmi eksenli kuranlar bunda aşırıya gittiler. Bunun en somut örnekleri tarafımızdan biliniyor. Yaşamışlığımız vardır. Dahası Hasan Cemal (21 Şubat 2012) Milliyet gazetesinde, kendi kitabından kimi anekdotları ve belgeleri alıntılıyor. Bunlara bir örnek olsun diye alıntılıyorum: “Şark Islahat Planı (kanunu): Vilayet ve kaza merkezlerinde, hükümet ve belediye dairelerinde ve diğer kuruluşlarda, okullarda, çarşı ve pazarlarda Türkçe’den başka dil kullanılmayacaktır.”

“Yıl 1930, Türk olmayan hizmetçi olur! Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt: Benim fikrim ve kanaatim şudur ki memleketin kendisi Türk’tür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır. O da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır.”

“Yıl 1925, Kürtleri Türk yapmak! Meclis Başkanı Abdülhalik Renda’nın Doğu Raporu’ndan: Türkçeyi hâkim dil haline getirmek… Fırat’ın batısındaki vilayetlerin bir kısmında dağınık vaziyette yerleşmiş olan Kürtleri Türk yapmak…”

“Yıl 1930: Irksal Haklar… Başvekil ismet Paşa’nın 31 Ağustos tarihli Milliyet’e demeci: Bu ülkede sadece Türk ulusu ırksal hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur.”

Daha başka örnekleri de var biz bunlarla yetinelim. Aslında bunlar bizim anlatmaya çalıştığımız düşüncenin özünü oluşturuyor. Bugünün temel sorunu da budur. Cumhuriyet ideolojisi varlığını Türk kavmi üzerine kurgulayınca başkalarına yaşama hakkı tanımamış oluyor. Bir milleti İslâm’dan uzaklaştırmanın, parçalara bölmenin bir yol ve yöntemidir. Bunda da büyük ölçüde başarılı olunmuştur.


Milli Gazete




Sitene Haber Ekle Sitene Haber Ekle

Yorka İnşaat

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Darbe girişimi sonrası Siyasilerin, Medyanın ve STK'ların darbeye karşı ortak tavrı Türkiye siyasetinde yeni bir siyasi oluşum ve yakınlaşmalara sebep olur mu?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Karikatür
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv