OBAMA-ERDOĞAN BAHARI

OBAMA-ERDOĞAN BAHARI

23 Şubat 2013, 15:46
OBAMA-ERDOĞAN BAHARI
Doğan Bekin
 Türkiye ile ABD arasındaki yakın ilişki 12 Temmuz 1947’de Truman Doktrini’nin uygulanması anlaşmasıyla başlar. Türkiye, 1952’deki NATO üyeliğinden beri Somali’den Afganistan’a kadar en kritik görevlerde rol almaya çalışmıştır. Afganistan’da İSAF’ın en aktif üyesi olarak görev yapan Türkiye, İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Suriye, İran ve Irakla olan sınırlarından dolayı, NATO’nun stratejik doğu kanadında yeni ve tehlikeli bir dönemecin içerisinde bulunmaktadır.

İşte bu noktada, Türkiye ile ABD ilişkileri AKP iktidarı ile farklı bir mecraya doğru sürüklenmektedir. Dışişleri Bakanı John Kerry’nin 24 Şubat 6 Mart tarihleri arasında ilk ziyaret edeceği ülkeler arasında İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’ın olması dikkat çekicidir.

11 Ağustos 2010’da ABD Başkanı Barrack Obama, “ABD’nin Türkiye’ye yapacağı silah satışı Türk Hükümeti’nin politikalarına bağlıdır” şeklindeki yaklaşımı bugünkü mevcut durumun adeta bir habercisi niteliğindeydi. Sadece ekonomik alanda Başkan Obama ve Gül tarafından oluşturulan FSECC, (Stratejik Ekonomik ve Ticari İşbirliği Çerçevesi) dâhilinde 2011 yılında ABD ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi

yüzde 35’lik rekor bir artış göstermiştir. Türkiye’nin ABD’den ithalatı 10,5 milyar dolardan, 14,6 milyar dolara yükselmiş, Türkiye’nin ABD’ye ihracatı ise sadece 4,2 milyar dolardan, 5,2 milyar dolar düzeyine ulaşabilmiştir.

Obama’nın bu tutumu sonucunda, Türkiye’nin dahil olduğu NATO Füze Kalkanı Projesi kapsamında 2011’de Malatya, Kürecik’e yerleştirilen 5000 km menzilli AN/TPY-2 X-band radar sistemi ve son olarak petriot füzelerinin Adana, Gaziantep, Kahraman Maraş’a yerleştirilmesi ister istemez Türkiye ile komşu ülkeler arasındaki ilişkilerin bıçak sırtında yeni bir seyir izlemesine neden oldu. İsrail’e de Kürecik benzeri AN/TPY-2 band sisteminin yerleştirilmesi ABD’nin niyetini açıkça ortaya koymaktadır.

Bu gelişmelerden sonra, Daniel Dombey, Financial Times’de yayınlanan yazısında; “Türkiye-ABD arasındaki uyum gerçek limitlerine ulaşmıştır.

Başkan Obama yönetimindeki ABD, Arap dünyasıyla derinden ilgilenecek ve Türkiye’nin ABD ile birlikte bölgede göstereceği gayretler de desteklenecektir”şeklinde ifade etmiştir.

Bu arada, Council on Foreign Relations (Uluslararası İlişkiler Konseyi) delaletiyle eski Dışişleri Bakanı Madeleine K.Albright, eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen J.Hadley ve Steven A.Cook tarafından hazırlanan Task Force Report(Görev Gücü Raporu)’da Ortadoğu’yu şekillendirmede Türkiye’nin yeni rolü çok çarpıcı bir şekilde ortaya konulmaktadır.

ABD’nin en büyük planı sayılan, “Greater Middle East Initiative” (Büyük Ortadoğu Açılımı), Atlantik Okyanusu’ndan Batı Pakistan’a ve Güney’de Yemen’e kadar uzanan geniş spektrumlu bir coğrafyayı kapsamaktadır. Bu planın en önemli sacayağı olan Ortadoğu’da, Türkiye’nin önderliğinde “Middle East Partnership Initiative” (Ortadoğu Ortaklık Açılımı) ile Ortadoğu’da demokrasi ve sekülerizm açılımı için Bush yönetiminde çalışmalar başlatılmıştı. Sadece 2002-2005 yılları arasında on beş Ortadoğu ülkesinde Amerika Ulusal Güvenlik Stratejisi çerçevesinde 293 milyon $ harcamayla 350 farklı amaçlı programlar faaliyete sokuldu.

ABD, sadece 2006 yılında Ortadoğu’ya yönelik uydu televizyon programlarının finansmanı için 85 milyon $ tahsisatta bulundu. ABD’nin bütün bu çabalarına rağmen, 2005-2006 yıllarında Zogby International ve Gallup Center for Muslim Studies tarafından Ortadoğu’da yürütülen kamuoyu yoklamalarında deneklerin yüzde 65’i Ortadoğu’da ABD’nin gerçek amacının demokrasi olmadığını beyan etmişlerdir.

11Eylül 2001 sendromundan sonra ortaya çıkan ve görünürde demokrasi ve laiklik ihracını ön gören “Büyük Ortadoğu Açılımı” planı aslında Ortadoğu’da, ABD ve İsrail’e yönelik tehdit unsuru oluşturabilecek tüm yapıların zayıflatılarak, ABD yörüngesinde zayıf ve güçsüz yönetimler oluşturarak, stratejik öneme sahip bu coğrafyanın üç önemli unsuru olan “Irano-Turco-Semitic” (İran-Türk-Arap) gücünün bölgede etkisizleştirilmesi hedeflenmektedir.

Bu nedenle bölgede ABD, “GMEPI” (Büyük Ortadoğu Ortaklık Açılımı) planı çerçevesinde oluşturmaya çalıştığı “Arap Baharı” fikrine en büyük desteği veren Başbakan Erdoğan, Türk-ABD Baharı”nın da müsecceli olmuş oldu.






Sitene Haber Ekle Sitene Haber Ekle

Yorka İnşaat

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Darbe girişimi sonrası Siyasilerin, Medyanın ve STK'ların darbeye karşı ortak tavrı Türkiye siyasetinde yeni bir siyasi oluşum ve yakınlaşmalara sebep olur mu?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Karikatür
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv