Önder Aytaç öyle bir yazı yazdı ki...

Önder Aytaç öyle bir yazı yazdı ki...

24 Şubat 2013, 15:00
Önder Aytaç öyle bir yazı yazdı ki...
Önder Aytaç
 Önder Aytaç…

Cemaat’in seslerinden biri olduğu sır değil.

Polis Akademisi Öğretim Üyesi idi.

Ancak Başbakan Erdoğan’a “dershanelerin kapatılması” konusunda twitter’da küfredince görevinden alındı.

Hoş, bir diğer cemaatin sesi Emre (Emrullah) Uslu’ya göre “küfür meselesi” sadece bahaneydi. Uslu’nun iddiasına göre; Başbakan Erdoğan küfür meselesinden aylar önce Polis Akademisi yetkilileri ve Emniyet Genel Müdürü’nü yanına çağırıp, Önder Aytaç’ı atacaksınız diye talimat vermişti!

Önder Aytaç cemaatin internetteki yayın organlarından biri olan Rotahaber’de oldukça çarpıcı bir yazı kaleme aldı. Konu; “dershanelerin kapatılması” tartışmasında gelinen son noktaydı.

Ama…

Önder Aytaç söz konusu yazısında öyle iddialarda bulunuyordu ki; AKP-Cemaat kavgasının nasıl kıran kırana yaşandığı gözler önüne seriliyordu.

Sözü fazla uzatmayalım…

Ve Önder Aytaç’ın çok tartışılacak söz konusu yazısını ara başlıklar koyarak tam metin yayınlayalım:

“İsterseniz gene maddeler halinde dershaneler konusunu yazalım ve bir beyin jimnastiğini beraberce yapmış olalım. Şöyle ki; 

1. Zaten camia karın ağrısı yapıyordu. Ve elimizi attığımız her yerden de yılların birikimi ve insan yetiştirmesi ile karşımıza çıkıyordu. Karşımıza çıkıyordu ki; biz rahat icraat yapamıyorduk. Çünkü camianın, hatalı olan uygulamalarımızın, ak(pak)çeli işlerden ve her işten haberi oluyordu. O zaman bunların bir şekliyle temizlenmesi / ayıklanması gerekliydi. Ama bu nasıl olacaktı? Heyecanlanmayın efendim, elbette bir gerekçe bulunurdu.

ATALAY’IN CEMAAT TEMİZLİĞİ

2. Bunun için Beşir Atalay hocamın başkanlığında, 8-10 kadar bakan, her hafta periyodik biçimde bir araya geliyor ve herkes o hafta içinde camiadan olan ve kendi bakanlıklarında çalışanlara karşı nasıl bir temizleme yaptığını / aktif görevlerden pasifize ettiklerini övünerek anlatıyorlardı.

AMAÇ CEMAATİ MUMA DÖNDÜRMEK

3. Camiaya mutlak güç sahibinin Sn. Başbakanımız efendimiz olduğunun kesinlikle gösterilmesi ve kafasına vurula vurula da bunun onlara bile tasdik ettirilmesi gerekliydi. Gerekliydi çünkü cumhurbaşkanı seçimleri, başkanlık seçimleri, yerel yönetim seçimleri, muhtemel referandumlar ve genel seçimler vardı. Ve bunların hepsinde de camia muma döndürülmeli, azad kabul etmez köle gibi AKP’yi destekleme ve ona karşı kayıtsız-şartsız ittiba etmesi sağlanmalıydı. Bu bağlamda dershaneler gerçekten de çok önemli bir güç gösterme vesilesi idi.

ÖZDEMİR’DEN BAŞBAKAN’A DANIŞMANLIK

4. Yine camianın kaçkınlarından ve Fethullah Gülen sonrasının liderlik sevdalılarından olan Kemalettin Özdemir, camianın insan kaynaklarının canına ot tıkamak için, eskimeyen kadim dostlukları olan Sn. Hakan Fidan’a, Sn. Beşir Atalay’a ve hatta Sn. Başbakan’a danışmanlık yapıyor ve kesinlikle dershanelerin kapatılmasının gerekliliğini hem defaatle onlara anlatıyor, hem de bildiği bütün her şeyi tane tane kişi isimleri bazında muhteris yetkililere veriyordu.

ERDOĞAN’IN CENAZEYE KATILMASI

5. Kemalettin Özdemir tarafından ayrıca bütün Nurcuları bir araya getirmek ve yapının üzerine oturmak gibi bir planı vardı. Bu nedenle de, ılımlı ve herkesi kucaklayan Mustafa Sungur Abi ve Mehmet Kırkıncı Hocam sonrasının planları da onun tarafından inceden inceye yapılıyordu. Sn. Başbakanımızın Mustafa Sungur’un cenaze törenine katılmasını bile isterseniz siz bu plan çerçevesinde değerlendirebilirsiniz.

CEMAATİ BÖLMEK

6. Bu arada AKP’nin içindeki en yetkili şahıslar, camianın içinde sorunsallı olan çok az sayıdaki ‘hoca’cık-ların isimlerini Kemalettin Özdemir’den alıyor ve tek tek o kişilerle de görüşmeler yapılarak, camianın nasıl bölünebileceği konusunda kafa yoruyorlardı.

BAŞBAKAN’IN DERSHANE AÇIKLAMASI

7. İşte tam da bu noktada, icraatın başındaki en yetkili ağız olarak Sn. Başbakan da açıklama yapıyor ve ‘dershaneler ka-pa-tı-la-cak’ diyordu.

DEDİĞİM DEDİK YETKİLİLER

8. Sn. Başbakan’ın bu açıklamasından sonra, dershanelerin kapanmasının zararları ve imkânsızlığı konusunda akil olan herkes, bu durumun kaos oluşturacağı konusunda düşüncelerini açıklasa da, ‘dediğim dedik çaldığım düdük’, ‘inadım inat, adım kel Murat’ diyen yetkililerin varlığı söz konusuydu ve bunlara laf anlatabilmek adeta imkansızdı.

GÜLEN’İN AÇIKLAMASI

9. Ortalık çok karışınca Fethullah Gülen de dershaneler konusunda bir açıklama yaptı. Sn. Gülen, kendisi ve sevenleri açısından olaya son noktayı koydu ve; ‘hareketi, hamleyi, gayreti durdurmadan, Allah'ın izni ve inâyetiyle alternatif yollar, yöntemler oluşturarak yola devam etmeli. Onlarla uğraşmaya kalkarsanız, bir yerde takılır kalırsınız.. Zamanı israf etmiş olursunuz. Hiç uğraşmadan, alternatif yollar ve yöntemler oluşturarak yolunuza devam edeceksiniz. Evinizi kapattıkları zaman yurt açacaksınız. Yurtlarınızı kapattıkları zaman ev yapacaksınız. Okulunuzu kapattıkları zaman üniversite yapacaksınız. Üniversitenizi kapattıkları zaman on tane okul açacaksınız. Hiç durmadan yürüyeceksiniz. Hafizanallah, durup başkalarıyla meşgul olmaya kalktığınız zaman, zamanı beyhude kullanmış, israf etmiş olursunuz. Zamanı israf etmenin hesabını da Allah sorar’ açıklamasında bulundu.

BAKANLARLA İLGİLİ ÇARPICI İDDİA

10. Dershaneler konusu Sn. Başbakan’ın en çok sevdiği bakanlarından olan Ömer Dinçer’in de başını yedi. Hatta ilk Milli Eğitim Bakanlığına gelirken; ‘Ömer bak Hüseyin Çelik de, Nimet Çubukçu da bu adamları oradan temizleyemedi. Sana güveniyorum ama gözüm üzerinde olacak hadi bakalım’ şeklinde kendisine öğüt verildi ve Sn. Başbakan’ın kendi teklifi olan bu durum, sanki Milli Eğitim Bakanının hatasıymış gibi kamuoyuna yansıtılarak, onun kellesinin alınması ile işlem son buldu.

BAŞBAKAN’DAN TIRSIYORLAR

11. Bakanın görevden alınması sonrasında yapılan araştırma ve incelemelerin hiç birisi de Sn. Başbakan’ın inadını desteklemiyor ve bu hatadan dönülmesinin gerekliliğini ona açık ve seçik olarak ifade ediyordu. Ama bu gerçeği Sn. Başbakan’a söyleyebilecek hiçbir kişi ve kurum yoktu. Yoktu çünkü herkes ama herkes ondan çekiniyor, tırsıyor, korkuyor ve onun karşısına geçerek, gerçek olan bilgileri ona asla söyleyemiyordu.

MİT RAPORU

12. İşte bu aşamada Sn. Nabi Avcı’nın Milli Eğitim Bakanı olması ve Sn. Bakan ile Sn. Başbakan arasındaki hocalık ve danışmanlık bağlamındaki yakınlıklarından hareketle, hazır olan MİT’in hazırladığı iddia edilen bir rapor Sn. Başbakan’a sunuldu. Farklı devlet kurumlarının verdiği dershaneler konusundaki bilgiler de bu rapora yansıtıldı ve ‘ne şiş yansın ne kebap’ yaklaşımı içinde bir karma görüş tavrı sergilendi.

DERSHANELERİN BÖLGEDEKİ ÖNEMİ

13. Akşam gazetesinin haberine göre; AK Parti bölge milletvekilleri ve yöneticileri, Başbakan Erdoğan'a dershanelerin bölgedeki önemi ve terörle mücadele konusundaki etkinliğiyle ilgili bilgi verirler. Gelen bilgilerin doğruluğu konusunda bir araştırma yapılmasını isteyen Başbakan Erdoğan, istihbarat birimlerinden de rapor ister. Yoğun olarak Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve az da diğer istihbarat birimlerince konuyla ilgili bir çalışma yapılır. Bu çalışma, Başbakan Erdoğan'a da iletilir. Konuyla ilgili çalışma yapan parti komisyonu da rapordan haberdar edilir.

MİT RAPORUNUN AYRINTILARI 

14. MİT raporuna göre; dershaneler özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da sadece eğitim işlevi görmüyor. Bölgede üniversite, SBS, KPSS gibi her aşamadaki sınavlara hazırlık yapan dershanelerin, gençlerin eğitimlerinin yanı sıra terörden uzak kalmaları konusunda da katkı yaptığı ifade edilir. 

Bölgedeki gençler ve çocukların okulda geçen zamanlarının dışında dershanelerde de uzun süre geçirdikleri, bu nedenle örgütle bağ kurmalarının zorlaştığı da raporda belirtilir. Yine rapora göre, dershanelerde verilen dersler dışında, gençlerin ve çocukların terörden ve şiddetten uzak durmaları konusunda zaman zaman öğretmenleri tarafından da bilgilendirildiği de ifade edilir. 

Gençlerin PKK ve şehir yapılanmasından uzak durmasına katkı yaptığı belirtilen dershanelerin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da böylesi bir işlev gördüğü de hazırlanan raporda yer alır. Dershanelerden uzak kalacak çocukların, örgütün etki alanına daha rahat girebileceği, bunun önüne geçme konusunda da dershane katkısının göz ardı edilmemesi gerektiği de özenle vurgulanır.

DERSHANELER KAPATILMAYACAK MI

15. MİT’in hazırladığı bu raporun, parti yönetimi tarafından da tartışılacağı düşünülmekte. Son günlerde yaşanan terörle mücadele ve açılımlar çerçevesinde, dershanelerin bölgedeki durumu da son bir kez daha değerlendirilecek. Bu değerlendirmeye göre, dershanelerin kapatılma kararı kuvvetle muhtemel revize edilecek.

AYTAÇ’IN FİDAN İMASI

16. Ben bu makaleyi, tebessüm ettirici bir fıkra ile bitirmeden önce, MİT Müsteşarı Sn. Hakan Fidan, böylesi bir dershane raporu hazırladığına göre acaba kendileri de gizli bir camiacı mı ya da MİT’te bu raporu hazırlayan alt yapının hepsi de ‘the cemaat’ten mi diye sormadan geçemeyeceğim…

AĞA-MARABA FIKRASI

17. Son olarak; dershanelerin açık kalması ya da kapanması, ya da kapanıyormuş gibi yapılıp açık kalması, veyahutta açık kalıyor gibi yapıp içinin boşaltılarak kapanması gibi bir durum mu söz konusu acaba? Ya da isterseniz bu dershaneler olgusunu da şu anekdot ile –şimdilik- sonlandıralım;

‘Ağayla marabası, ağanın en güzel atının koşulduğu en süslü arabayla kasabaya inmektedirler. Ağa arabadadır. Maraba ise arabanın yanında yürümektedir. Yerde taze bir tezek kümesi görürler. Üzerinde sineklerle etrafa koku salmaktadır. Ağa, marabasıyla alay etmek ister ve; ‘‘maraba’’ der, ‘‘şu tezeği ye, atla araba senin. Sen arabaya bineceksin, ben de yürüyeceğim.’’

Maraba önce ata bakar, sonra da arabaya bakar. Ağaya da zaten gıcıktır. Oturur, midesi bulana bulana tezeği yer. Ağa iner, maraba sahip olduğu arabaya biner. Ağa çok bozuktur. Durduk yerde en güzel atını ve en güzel arabasını da marabaya kaptırmıştır. Maraba da bozuktur. Durduk yerde tezeği yemiştir. Ağanın daha güzel atlar alacak parası, daha güzel arabalar alacak imkânı vardır. Üstelik ne ata, ne de arabaya bakacak parası vardır. Dönüş yolunda gördükleri tezek, her ikisinin de beklediği andır aslında.

Maraba, ağadan intikam almak için; ‘‘ağa, ağa’’ der, ‘‘sen de şu tezeği ye, at ve arabayı da geri al.’’ Ağanın beklediği de böyle bir fırsattır. O da oturur tezeği yer. Ve arabaya kurulur, atı kamçılar.

Köye girerlerken maraba, ağaya seslenir, ‘‘köyden çıkarken araba senin, at senindi. yürüyen de bendim. Şimdi yeniden köye giriyoruz. At senin, araba senin. Yüreyen de yine ben. O zaman ağam iyi de, biz bu boku niye yedik?’’

İşte durum aynen böyle mi ne? Ya da inşallah öyle değildir, değil mi?.. (Önder Aytaç)”


Odatv




Sitene Haber Ekle Sitene Haber Ekle

Yorka İnşaat

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Darbe girişimi sonrası Siyasilerin, Medyanın ve STK'ların darbeye karşı ortak tavrı Türkiye siyasetinde yeni bir siyasi oluşum ve yakınlaşmalara sebep olur mu?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Karikatür
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv