Meme kanseri hastalarının mücadelesi tuvale yansıdı

? 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle düzenlenen 'Pembe Umut Sergisi?, Memorial Bahçelievler Sanat Galerisi'nde ziyarete açıldı. www ...

 Meme kanseri hastalarının mücadelesi tuvale yansıdı

13.10.2021 - 3:14

Güncelleme : 13.10.2021 - 3:14
8 views

? 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle düzenlenen ‘Pembe Umut Sergisi?, Memorial Bahçelievler Sanat Galerisi’nde ziyarete açıldı.

 www.habertuar.com 

BAHÇELİEVLER, İSTANBUL (DHA) – ? 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle düzenlenen ‘Pembe Umut Sergisi?, Memorial Bahçelievler Sanat Galerisi’nde ziyarete açıldı. Sanatın iyileştirici gücünün ele alındığı sergide genç yaşlarda meme kanseri tanısı alan hastalar, beyaz bir saksıya koyulan topraktan esinlenerek resim çizdi, kanserle mücadelede yaşadıklarını ve hissettiklerini anlattılar.

Memorial Sağlık Grubu, Meme Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle ‘Pembe Umut Sergisi’ düzenledi. Hastanenin sanat atölyesinde düzenlenen sergide; meme kanserinde sanatın iyileştirici gücüne dikkat çekildi. Etkinlik kapsamında, genç yaşlarda meme kanserine yakalanan, sanata ilgisi meme kanseri sürecinde ortaya çıkan ve bu zorlu süreçte resimden destek alarak tedavi sürecini başarıyla tamamlayan hastalar beyaz bir saksıya koyulan topraktan esinlenerek resim çizdi.

KANSER TEDAVİSİNDE SANATIN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ

Sanatla ilgilenmenin meme kanseri tedavisindeki olumlu etkileri hakkında bilgi veren Memorial Bahçelievler Hastanesi Cerrahi Onkoloji ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Fatih Aydoğan, ‘Bizim yaptığımız ameliyatlar, uyguladığımız radyoterapiler, ilaç tedavileri fiziksel iyileştirmeye yönelik tedaviler. Artık meme kanseri hastaları, yeni tedavilerle daha uzun yaşıyorlar. Hastaların ruhsal ve sosyal yönlerini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yapılan çalışmalarda ruhsal ve sosyal yönden iyileştirmelerin, kanser tedavisinde olumlu etkileri olduğu saptandı. Buna ‘art therapy’ deniyor. Bu da ‘Sanatın iyileştirici’ gücü olarak çevrilebilir. Meme kanseri hastalarının iki gruba ayrıldığı bir araştırmada; bir gruba 8 hafta sanat etkinlikleri düzenlemişler, diğer gruba ise normal bir tedavi yöntemi uygulamışlar. İki grubu karşılaştırdıklarında ise sanat konusunda çalışan hastaların şikayetlerinde büyük oranda azalma görülmüş ve beyin MR’ı çekerek doğrulanmış. Beynin bazı bölgelerinde kanlanma artışı görmüşler. Bu da bize ‘fırçanın iyileştirici gücü’nü kanıtlamış oluyor’ dedi.

MEME KANSERİ TEŞHİSİ KONULAN 6 HASTADAN BİRİ 20’Lİ YAŞLARDA

Ülkemize ait istatistiklere göre meme kanseri ortanca yaşının, Amerika’ya göre 11 yıl daha erken olduğunu aktaran Prof. Dr. Aydoğan, ‘Bu nedenle genç yaş meme kanseri sıklığımız biraz daha fazla. Batıda meme kanseri tanısı konan her 20 hastadan biri 20’li 30’lu yaşlarda iken, bizim ülkemizde meme kanseri tanısı konulan her 6 hastadan biri 20’li ve 30’lu yaşlarda. Bunun nedenini tam olarak bilemiyoruz. Belki genetik etken, belki Türkiye’de genç nüfusun batıya göre daha fazla olması, belki de çevresel faktörler buna temel hazırlıyor. Bu hastalığın tedavisi bazı farklı özellikler içeriyor. Bunları uygulamak için de üzerine biraz fazla eğilmek gerekiyor’ diye konuştu.

BU ÇİÇEK AİLEMİ VE ‘PEMBE ÖYKÜM’Ü TEMSİL EDİYOR

8 yıl önce kanser teşhisi konulan Elif Bozkurt, yaşadığı süreci anlattı. Bu süreçte motivasyonunu yüksek tutmaya çalışarak mücadele ettiğini söyleyen Bozkurt, ’22 yaşında meme kanserine yakalandım. Duş alırken ele gelen bir kitle hissettim. Bu kitleyi ihmal etmedim, direkt anneme gösterdim. Annem bir şeylerin ters olduğunu anladı. Doktora gittik, gerekli tetkikler yapıldı ve sonucunda bana meme kanseri olduğumu öğrendim. Yaşımın genç olmasından kaynaklı bir şok yaşadım ama onun dışında olumsuz bir etkisi olmadı. Daha sonra kemoterapi gördüm, ameliyat oldum, ışın tedavisi ve hormon tedavisi aldım. Hormon tedavim hala devam ediyor. Tedavi sürecinde iş hayatıma ara verdim. Diğer taraftan da moralimi yüksek tutmaya özen gösterdim. Çeşitli aktiviteler yaptım, resimden dansa birçok hobi edindim. Pasta kursuna dahi gittim’ dedi.

Kanser tedavisi boyunca ailesinin de yoğun desteğini gördüğünü dile getiren Bozkurt, çizdiği resimle ilgili, ‘Bu resimde içimdeki çocuğu yansıttım. Meme kanseri farkındalığının amblemi olan pembe kurdeleyi çizdim. Balon, kelebek ve çiçek çizdim. Çizdiğim çiçek, ailemi temsil ediyor. ‘Pembe öyküm’ olduğu için çiçeğin bir yaptığını pembeye boyadım. Kalan yaprakları da babamı, annemi, kardeşimi ve ablam olarak düşündüm? diye konuştu.

RESİM ÇİZMEK BENİM TERAPİM OLDU

Kendisine 12 yıl önce meme kanseri teşhisi konulan Hanife Eken, tedavi sürecini tamamladığını ve rutin kontrollerine devam ettiğini söyledi. Kendisine kanser teşhisi konulduğu dönemde resim çizmeye başladığını ancak bir süre buna ara verdiğini dile getiren Eken, tedavi sürecinde yeniden başladığı resim çizme hobisiyle motive olduğunu belirterek, ‘Aslında kanser hastalarının psikolojik tedavi de alması gerekiyormuş. Ama resim çizmek bana terapi oldu. Psikolojik bir destek almama gerek kalmadan resimle moralim yerine geldi. Tabii ki ailemin ve arkadaşlarım da hep yanımda oldu. Ben de ‘Meme kanseriyim ama ben bunun üstesinden geleceğim’ dedim ve geldim. Bugün sağlıklıyım ve hiçbir sorun yok? dedi.

Çizdiği resimde saksıdaki topraktan dünyayı temsil eden bir kadın çıkardığını söyleyen Eken, ‘Bugün eğitmenimiz içinde sadece toprak olan bir saksı verdi. Bununla ne yapabileceğimizi ve o topraktan neler çıkarabileceğimizi sordu. Ben de bu saksıdan bir kadın çıkardım. Etrafına dünyayı, doğayı çizdim. Son olarak da göğsüne meme kanseri farkındalığını temsilen pembe kurdeleyi çizdim. Bu dünyada her şey, kadınların etrafında dönüyor. Kadın olmasa, dünya olmaz’ ifadelerini kullandı.

‘BARDAĞA DOLU TARAFINDAN BAKMAYA ÇALIŞIYORUM’

2,5 yıl önce kolundaki ağrı şikayetiyle hastaneye başvurduktan sonra meme kanseri olduğunu öğrendiğini söyleyen Hülya Birlik, ‘Kızıma banyo yaptırırken kolumda şiddetli bir ağrı hissettim. Hemen ertesi gün dokta geldim. Muayene ve tetkikler sonucu meme kanseri olduğumu öğrendim. Böyle bir sonuç çıkacağı aklımın ucundan geçmemişti. Sonuçta sadece bir kontrole gelmiştim. Daha sonra tedavi sürecim başladı. Kemoterapi tedavisi, ameliyat ve birtakım ilaçlarla devam ettik. Şu an çok iyiyim ve bir şey kullanmıyorum. Hastalıkla ilgili hiçbir şey düşünmemeye çalışıyorum. Bunu hiç yaşamamış gibi sayıyorum. Bu hastalığın bana getirdiği güzelliklere bakmaya çalışıyorum. Çalışıyordum, hastalık sürecinde ara verdim. Böylece kendime, kızıma ve eşime daha çok zaman ayırmaya başladım. Spor yapmaya başladım. Bunları hastalığın güzel yönleri olarak değerlendirip bardağa dolu tarafından bakmaya çalışıyorum’ sözleriyle yaşadığı süreci anlattı.

Tedavi sürecinde hastalığının ciddiyetini kızına hissettirmemeye çalıştığını söyleyen Birlik, şöyle konuştu:

‘Kızıma bir şeyleri farklı anlatmaya başladım. En basitinden saçlarım dökülmeye başladığında bunu ‘Çok jöle sürdüm saçlarım o yüzden dökülmeye başladı’ diye anlattım. Bu da onda ‘Ben ileride saçlarıma hiçbir şey süremeyeceğim yoksa annem gibi olurum’ gibi cümleler kurmaya başladı. Ama bir taraftan bana destek olup ‘anne senin saçların olmasa da çok güzelsin’ diyordu. Eşimin de manevi desteği motivasyonumu olumlu yönde etkiledi.?

SERGİ 22 GÜN BOYUNCA ZİYARETE AÇIK

Memorial Bahçelievler Sanat Galerisi’nde Bahariye Sanat Galerisi iş birliği ile hazırlanan sergide; Atilla Atar, Benan Çokokumuş, Dagmar Göğdün, Dinçer Özçelik, Deniz Deniz, Ecevit Üresin, Gülseren Dalbudak, Hülya Küçükoğlu, Kristine Veisa, Melis Korkmaz, Mustafa Aslıer, Necmiye Özşengül, Neriman Oyman, Nur Ulubil, Orhan Umut, Perihan Ata, Perihan Sadıkoğlu, Saba Çağlar Güneyli, Sema Koç, Ümit Gezgin, Vural Yıldırım isimli sanatçıların eserleri yer aldı.

Pembe obje ve çizimlerin yer aldığı yağlıboya tablolardan oluşan sergi, 2 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın